İslam, sözlükte selamete girmek, teslim olmak, samimi ve içten davranmak manalarına gelir. Terim olarak ise peygamberimizin getirdiği hak dindir. Bu din temel noktalarda Allah tarafından gönderilmiş bütün peygamberlerin getirdiği dinlerle aynıdır. Bu yüzden İslam, Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği bütün hak dinlerin bozulmamış şekillerinin adıdır. Mesela Kuran’da İbrahim A.S. Yahudi ve Hristiyan değil, Müslüman olarak zikredilmektedir.
“İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.” Ali İmran Suresi 67
Ayrıca Al-i İmran Suresi 52. Ayette de Hz. İsa’nın Havarileri de Müslüman olduklarını belirtirler.
Ayrıca diğer birçok peygamberin Müslüman olduğunu belirten ayetler mevcuttur. Yusuf Suresi 101, Yunus Suresi 72, Bakara Suresi 128.
İslam kelimesi Kuran’da iki farklı anlamda kullanılmıştır.
1.Kalpte gerçek olsun veya olmasın dil ile İslamı kabul etmek.
“Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” Hücurat Suresi 14
2. Gerçek bir imandan sonra bu imanın gereğini yerine getirmek, Allah’ın emir ve yasakları karşısında teslim olup emirlerine uymak, yasaklarından kesinlikle kaçınmak, O’nun kaza ve kaderine teslim olmak, içtenlikle Allah’a kul olmak manasına gelir.
“Rabbi ona, "İslâm ol!" emrini verince, o (Hz. İbrahim) "Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum." dedi.” Bakara Suresi 131
“Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.” Al-i İmran Suresi 19
“Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.” Enam Suresi 125
“Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.” Al-i İmran Suresi 85
Bu ikinci manasıyla İman ve İslam aynı şeylerdir. İman eden kişi Allah’ın birliğini, ilahlığını, O’ndan başka kulluk edecek güç olmadığını, O’nun emir ve yasaklarını değiştirebilecek bir merci bulunmadığını içten benimsiyor demektir. İman budur. Yoksa sadece dil ile Kelime-i Şehadet etmek yeterli değildir. Şu halde iman eden kişi Allah’ın dinine, iradesine, buyruklarına ve hükümlerine teslim oluyor demektir. Din kelimesinde de boyun eğmek, kabul etmek, teslim olmak anlamları vardır. Bu açıdan din kelimesi ve İslam kelimesi de eşanlamlıdır. Bu durumda İslam’ın özü Allah’ın buyruklarını kayıtsız şartsız yerine getirmek, O’nun buyrukları üstünde otorite kabul etmemektir. Allah’ın buyrukları da en kesin ve yalın haliyle ancak Kuran’da bulunabilir.
Peygamberimiz S.A.V. bir hadislerinde “İslam beş şey üzerine kurulmuştur. Kelime-i Şehadet, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek.” Buyurmuşlardır. (Buhari, İman, 1,2; Müslim, İman, 19,22)
Bu hadise göre bu beş şey İslam’ın temelidir. Halk arasında bunlara İslamın beş şartı denmektedir. Aslında İslamın şartı imandır. Bu hadis-i şerifte anlatılmak istenen İslamın temelleridir. Fakat tam bir Müslüman olmak için sadece bunları yerine getirmek yetmez. Kuran- Kerim’de Allah’ın daha pek çok emirleri ve yasakları mevcuttur. Bunların da yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar İslam alimleri bu konuda çeşitli eserler meydana getirmişlerse de İslamın doğrudan Kuran-ı Kerim yoluyla öğrenilmesi bir mümin için çok daha yararlıdır.
İslam kelimesindeki selamet, sulh, sükun, huzur gibi anlamlar başka bir noktadan da önemlidir. Bu dünyaya Allah’a kulluk için gönderilen ve yeryüzünde Allah’ın buyruklarını yerine getirmekle görevlendirilen insanlık için gerçek huzur, mutluluk ve barış ancak İslamla mümkün olabilir. Dünya ve ahiretin mutluluğu Allah’a inanç ve buyruklarına teslimiyet demek olan İslamdadır.