BAŞA KAKMAK
Bir kimseye iyilikte bulunulduğu vakit, o kimseye yapılan iyilikten dolayı mahcup edecek davranışlarda bulunmaya veya direkt olarak bir kimsenin kusurunu ayıbını yüzüne vurmaya "başa kakmak" denir.
KUR'AN-I KERİM'de Cenab-ı ALLAH (c.c.) : "Ey iman edenler ! ALLAH'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar... " (Bakara Suresi,264); " Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma" (Müdessir Suresi, 6) buyurarak, başa kakmanın kötü bir davranış olduğunu beyan etmiştir. Bu Ayetlerde hayır yapmaya teşvik edilmiş ancak, hayır yaparken kalp kırılmaması, fakirin küçümsenmemesi, eziyet edilmemesi ve yapılan iyiliğin başa kakılmaması, gösterişten kaçınılması emredilmiştir. Aksi halde, yapılan hayırdan fayda yerine zarar, sevap yerine günah kazanılacağı anlatılmak istenmiştir.
Peygamberimiz (s.a.s.) de: "Bir elinin verdiğini diğer elin görmesin" buyurarak yardım yada iyilik yapılacak kimsenin eziklik duymaması için çok nazik ve hassas davranılmasını öğütlemektedir.
Bir kimsenin özründen, ayıbından dolayı yaptıklarını yüzüne vurmak doğru değildir. Hele o kimse yaratılıştan, elinde olmayan sebeplerle bir özre sahipse, ona özrünü hissettirmek büyük günahlardandır. "Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkalarına yapma" hadisi gereği, ayıbının araştırılmasından, özrünün yüzüne vurulmasından kişinin kendisi nasıl hoşlanmıyorsa, başkası da hoşlanmaz. Öyleyse söz ve hareketlerimizde Peygamberimizi örnek alıp bu tür davranışlarımıza dikkat etmeliyiz.
T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
|