ÇOCUKLAR İÇİN DİN EĞİTİMİNE GİRİŞ
Murathan ALINAK
Çocuklar, belirli bir yaştan sonra bazı konularda hatta belki de her konuda bilgi edinmek ihtiyacındadırlar. Kendi tercihlerini yapmak üzere, kendi karakterlerini oluşturmak üzere bilgi edinme, bunları toplama ve içinden kendilerine uyan olduklarını düşündüklerini kullanma eğilimindedirler. Ebeveynler de her konuda her şeyi bilmek zorundalarmış gibi bir durum oluşur. Ebeveynler bazen o konuda bilgi sahibi olmadıklarından, bazen de vakitleri olmadığından bunları kısaca geçiştirirler. Çocukların ise bilgi edinme ihtiyacı oldukça tükenmez bir durumdur. Kitaplar bu konuda büyük kaynak oluşturmaktadırlar. Çocuklarınız en doğru bilgileri sizin seçeceğiniz kitaplardan edinebilirler. Kitap okuma alışkanlığı hem onlar için bir oyalanma hem de doğal ihtiyaçları olan bilgi edinmeyi sağlayacak, siz de belli bir ölçüde rahat edeceksiniz.
Karakter oluşumunda ailenin rolü önemli olsa da çocuk olsun büyük olsun bir birey, her zaman kendi seçimlerini yapmalı ve buna teşvik edilmelidir. Herhangi bir konudaki dayatma, zorlama çocuklar için hem bir külfet oluşturur hem de onların bu konudan soğumasını sağlar. Tabii çocuklar hayatta yeni olduklarından bazı şeylerin iyisini, doğrusunu seçmede başarılı olamayabilirler. Burada ebeveynlerin rolü büyüktür. Küçük yaştaki çocuklar, her zaman ideal bir model belirlerler. Bu model ise kendilerine en yakın olan anne veya babadır.
İyi bir ebeveyn-çocuk ilişkisinde çocuk anne-babasını referans alır. Ama kendi kararlarını da verebilir. Anne-babanın da bu durumu anlayışla karşılaması gereklidir. Zaten sonuçta baskıcı ailelerin çocukları ilk fırsatta kendi kontrollerini ellerine alırlar ve yapmak istediklerini bazen de tepki olarak kendilerinden istenen şeyin tam tersini yaparlar ve hiç kimse onları durduramaz. O zaman da iletişim olmadığından yanlış bir davranışı ailenin düzeltmesi mümkün olmamaktadır. Bir çocuğun ihtiyaçlarına doğru ruhsal tepkiler vermemek bir noktada iletişimi bozmaktadır ve ailenin doğruyu lanse etmesi olanaksız hale gelmektedir. Ebeveyn olmak kolay bir iş değildir ama çeşitli kolaylıkları da bulunmaktadır. Bunun yolu doğru iletişimden geçmektedir. Çocuklar her şeyi büyüklerden daha çok önemsediklerinden çoğunlukla doğruyu söylemek, yalan söylemekten iyidir. Çocukları kandırmak aslında büyükleri kandırmaktan zordur.
Çocuklarımızın beslenmeleriyle ne kadar ilgileniyorsak onların ruhsal-psikolojik gelişimleriyle de aynı ölçüde ilgilenmeliyiz. Peki çocuklarımızın dini ihtiyaçlarını hangi şekillerde karşılamalıyız veya Kuran’ı nasıl tanıtmalıyız?
Her insan, dünyadaki yaşantısından edindiği bilgilerden bir sonuç, bir anlam çıkarma eğilimindedir. Bu insanın doğasında vardır. Herkes için bir konuda bir son fikre varmak için gerekli olan en önemli unsur geniş perspektif sahibi olunmasıdır. Bir konuda net bir karar vermek için onun zıttının da iyi anlaşılması onun doğru bir karar olduğunu pekiştirmektedir.
Hangi yaşta?
Çocukların din konusunda da fikir edinme veya karar verme aşaması aslında gerçek anlamda bir birey olmaya başlamasıyla, ergenlik çağında başlar.
Bu yaşta meydana gelen ruhsal ve bedensel değişimler çocuk tarafından aşılması gereken değişimlerdir. Bu noktadan sonra tam bir birey olma aşaması başlamaktadır. Yeni gençlerin bocaladıkları ve ruhsal olarak da iniş-çıkışlar yaşadıkları dönem bu dönemdir. Zaman zaman tutarsız ve yanlış hareketler gerçek anlamda bu geçiş döneminde yaşanır. Bir çocuğun yaşantısındaki gerçek anlamda bir değişiklik ve tam bir birey olma yolunda ilerledikleri dönem din konusunda da seçeneklerin ortaya çıktığı dönem olmaktadır veya olmalıdır. Ergenlik çağı kişiye ve yaşanılan bölgeye göre değişmektedir. Sıcak ülkelerde bu yaş 4-5 olduğu gibi soğuk bölgelerde yaş ortalaması 15’e kadar çıkmaktadır. Dini açıdan yükümlülük ergenlik çağıyla başlamaktadır. Yani dinen yükümlü-sorumlu olmak, her açıdan tam bir birey olmayla eş zamanlıdır.
Her ne kadar ergenlik çağındaki bir birey birçok sorunla yüzleşmekte ve uğraşmaktaysa da sağlam bir din anlayışı geliştirmesi onun bu döneminin rahat geçmesine olanak sağlayabileceği gibi aynı zamanda ileriki yaşantısına da ciddi olumlu katkılar sağlayacaktır. Yanlış oturmuş bir şeyi düzeltmek en başından düzgün başlamaktan çok daha zordur.
Dış etkenlerin rolü
Çocukların veya gençlerin içinde yaşadıkları ortam, özellikle okul ortamı onları farklı yönlere itebilmektedir. Ancak kendi kararlarını alabilen ve kendi değerlendirmelerini bağımsız olarak uygulayabilen çocuklar bu ortamlardaki yanlışları ayırt edebilmekte ve gereksiz, kendilerine hitap etmeyen veya zarar verebilecek olayları ve oluşumları süzebilmektedirler.
Kimi çocuklar küçük yaşlarda dünya nedir, cennet-cehennem var mıdır, Allah nedir gibi sorular sormaktadırlar. Kimi ise hiç bu konuları merak etmeyebilir. Ancak çoğu çocuk mutlaka bir kere ebeveynine bu konularda soru sormuştur. Çocuğun anlayış kapasitesi çerçevesinde sorduğu sorular yanıtlanmalıdır. Okuma-yazma öğrenmesiyle birlikte de bu ve diğer arayışları kitaplara yönlendirilmelidir. Böylece sizlerin de hakim olmadığınız konularda geçiştirici cevaplar vermeniz gerekmez. Hem de daha geniş açılı bilgi çocuğa işlenmiş olur. Bu sayede de bir konuda anlayış ve görüş geliştirme yetisi çocuğa ciddi katkılar sağlamaktadır.
Bahsedilen bu altyapılar kurulduktan sonra yapılacak şey ona uygun yaşta bir Kuran-ı Kerim hediye etmektir. Böylece İslam, çocuğa ciddi bir seçenek olarak sunulmalıdır. Bu anlayış, dışarıdan ekleme veya zorlama yoluyla değil, çocuğun kendi seçimi haline gelecek şekilde lanse edilmelidir. Bilindiği ölçüde İslamiyetin artıları ve diğer dinlerden farkı anlatılmalıdır. Yine bilindiği ölçüde diğer dinlerdeki hatalar ve eksiklikler çocukla tartışılmalıdır. Kuran’da bir insanın merakını giderecek neredeyse her türlü konu ayrıntılarıyla mevcuttur. Hayatta yapılması gerekenler, yapılmaması gerekenler, eski hatalar, neden yaşıyoruz, Allah’ın ve dinin mahiyeti vs. vs. Dolayısıyla, bir bireyin yaşam ve mahiyeti, Kuran’da açıkça sergilenmektedir. İşte bu yüzden de bu tür ruhsal ihtiyaçları olan bir çocuk, işin doğrusunu ana kaynaktan öğrenme fırsatı bulur. Böylece de cevabını aldığı kaynağa bağlanır ve zamanla Kuran onun vazgeçilmez bir parçası haline gelir. Böylece edinilmiş olan bir inancı, hiç kimse kıramaz ve bozamaz. Çünki bu inancın oluşturulmasında dış etken ve baskılar minimum düzeyde tutulmuş ve karar bireyin kendisinden ortaya çıkmıştır. Bu sayede dış etkenlerin etkileri yalıtılmış olur. Dışarıdan zorla eklenen bir şey, her zaman o bireyin parçası değil eki olmaya mahkumdur. Kişinin kendisinden oluşan bir şey ise asla bireyden ayrı tutulamaz.
Bu durum sadece çocuklar için değil, aynı zamanda İslamiyeti anlamak isteyen olgun bireyler için de geçerlidir.
Tüm bunlar bahsedilen şekilde yapılsa dahi %100 sonuç beklenmese de yüksek oranda başarı sağlanacağına inanıyoruz. Siz inançlıysanız veya değilseniz de, aslında başka bir birey olan çocuğunuz öyle olmayabilir. Bu ileride de olmayacak anlamına gelmediği gibi olacak anlamına da gelmez. Kuran’a göre Allah’ın dünya ve insanlar üzerinde sınırsız hakimiyeti bulunmaktadır. Dolayısıyla her şeye rağmen inanmayan bir insanı da inançlı bir hale getirmek kesinlikle mümkün değildir. Kuran’da bahsedildiği gibi Allah, insanlara karşı çok merhametlidir ancak bir kişinin de inançsız olmasına hükmediyorsa buna da yapacak bir şey yoktur. Umulur ki sizin çocuklarınız da sizler gibi geleceğini sağlam temellere oturtur ve hesap günü gelmeden önce gerçeği kavrarlar. Kuran bu konuda örneklerle doludur. Çarpıcı bir örnek Yunus Suresindedir.
“Yunus Suresi
95- (Hz. Muhammed’e hitaben) Ve sakın Allah'ın âyetlerini inkar edenlerden olma, sonra hüsrana uğrayanlardan olursun.
96- Doğrusu, aleyhlerinde Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar imana gelmezler.
97- Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı (ahireti) görünceye kadar inanmazlar.”
Başka bir örnek ise önemli bir peygamber olan Hz. Nuh ile oğlu arasında geçen olaydır.
“Hud Suresi
42- Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"
43- O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.”
Bakara Suresinden bir örnek
“Bakara Suresi
124- Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden (ailemden) de yap!" dedi. Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu.”
Düşünebilirsiniz ki biz çocuğumuzu zorla da olsa İslamiyete alıştıracağız. Bir şekilde o da alışır. O zaman Bakara Suresi 256. Ayete ters düşen bir hareket yapılmış olur.
“Bakara Suresi
256-Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.”
Sonuçta ahiret gününde herkes kendi yaptıklarından hesaba çekilecek ve Kuran’a göre kimse kimsenin yükünden yani yaptığı işlerden sorumlu tutulamayacaktır. Herkes kendinden mesuldur. Ancak bir ebeveynin de çocuklarına karşı belli olan bazı görevleri yapması çok güzel bir harekettir.
Bizce İslamı ve Kuran’ı çocuğuna tanıtmak her ebeveynin görevidir. Gerisi de Allah’a kalmıştır.
Aslında Allah her insana Allah’ı tanıma ve anlama yetisi vermiştir. Ancak belirli süreçlerden sonra geri dönüşü mümkün olmayan bir duruma girilir. Bu noktaya gelinmeden önce harekete geçildiğinde Allah’ın varlığını anlamamak bizce mümkün değildir.
Konu ile ilgili bir Hadis-i Şerifi de bahsetmeden geçemeyeceğim. “Evlat kokusu cennet kokusudur.” Bu hadis insanın çocuğuna duyduğu sevgiyi ne kadar da güzel ifade etmektedir. Öyleyse bu kadar sevdiğimiz çocuklarımızı gerçekleri anlatan yüce kitap Kuran-ı Kerim’den ve şimdi ve ileride umduğumuz kurtuluşa bizi eriştirecek olan İslam dininden mahrum bırakmayalım.
Zor bir iş olan iyi ebeveyn olma yolunda sizlere bir kapı ve kolaylık sağlayabildiysek bundan mutluluk duyuyoruz.